Osmanlı’dan Günümüze İş Güvenliği

  • 29 Ocak 2016
  • 1.622 kez görüntülendi.
Osmanlı’dan Günümüze İş Güvenliği

Osmanlı döneminde; maden işletmelerinde işçi sağlığı ve iş güvenliğinde maden mühendislerinin çok önemli bir yeri bulunmaktadır. 1869 maden kanunnamesinde de işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili iki madde dikkat çekmektedir.

  1. madde: Bir madende kaza olduğu taktirde maden mühendisi sorumluluğu kendine ait olmak üzere lüzum gördüğü şeylere yerel yönetimden talep edecek ve hükümetten dahi icap eden şeylerin süratle yapılmasını sağlayacaktır.

  2. madde: Bir iş kazası olduğunda maden mühendisi, kaza mahalline gidip kaza sebebini araştırmakla hiç geciktirmeden, gerekli tedbirleri alarak ve kazanın nedenini tespit ederek maden idaresine bildirecektir.

Daha sonraki 1887 ve 1906 tarihli maden kanunlarında aynı hükümler devam etmektedir. 1903 yılında hazırlanan kavaid-i umumiyenin hazırlanışıyla “ Ereğli Maden Hümayunu Ocakları’nda madenciler, mühendisler ve çavuşların dikkat etmesi gereken hususlar maddeler halinde şöyle sıralanmıştır.

  • Zararlı ve tehlikeli olan gazları yok etmek

  • Ocaklarda yeterli derecede temiz yeni havanın sürekliliğini sağlamak

  • Nefeslik açmak ve gerekli teknik aletlerin bulundurulmasını sağlamak

  • 12 saatte bir emniyet lambasıyla muayene ve kontrol ederek ocağın sağlıklı ve güvenli olduğundan emin olarak amelenin ocağa inmesine müsaade etmek ve buna benzer bir dizi görevlerin olduğunu belirtmiştir.

Bu umumiyenin hazırlanmasından sonra maden mühendisliği kavramı ile İşçi sağlığı ve güvenliği kavramının her alanda yerleşmesini sağlamaya başlamışlardır. Osmanlı Hükümeti önce yabancı ülkelerin mevzuatını tercüme ederek ve daha sonra ülke gereksinimlerine uygun mevzuatlar düzenlemiştir. Bu mevzuatlarda maden mühendisinin tartışılmaz rolü ve görevleri açık bir biçimde ortaya koymuştur. Kaderci yaklaşımlar yıkılmaya başlanıp maden işçilerinin gerekli önlemler alınırak çalışması sağlanmaya başlanmıştır.

Günümüzde iş sağlığı ve iş güvenliğine olan ihtiyaç çoğu ülkelerde olduğu gibi kömür madenciliğiyle başlamıştır. 1930 yılında çıkarılan “Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 180. Maddesi ile işyeri sahiplerine hekim bulundurma zorunluluğu getirilmiştir.” Bu tarihi süreç içerisinde ülkemizin ILO ile ilişkileri 1927 yılına kadar dayanmaktadır. 1932 yılında Milletler Cemiyeti’ne üye olduğumuzda ILO’nun da üyeliğini kazanmıştır. Ülkemiz ILO üyesi olduğunda Çalışma Bakanlığı henüz kurulmamıştır. 1945 yılında Çalışma Bakanlığı kurulup, bakanlığın ardından ana hizmet birimi olarak “İşçi Sağlığı Genel Müdürlüğü de kurulmuştur.”

Çalışma Bakanlığı tarafından, çalışma yaşamı konusunda yetiştirilmek üzere ikisi ekonomi, biride hekim olmak üzere üç genç elemanı sınavla seçerek yurtdışına göndermiştir. Hekim olarak sınavı kazanan Dr. İsmail Topuzoğlu 1947-1951 yıllarında ABD’de işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında çalışmalar yapmış ülkeye döndükten sonra İSGÜM’ ün kuruluşunda büyük rol oynamıştır. Yürütülen görüşmeler nihayetinde 1968 tarihinde imzalan “İşçi Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (İSGÜM)” kurulmuştur. İşçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamında yürütülen çalışmalar teknoloji ve günümüz şartlarına uygun olarak yenilenmekte ve standartları yüksek hale getirmeye çalışılmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ